RİZE ÇAYI NASIL MARKA OLUR?

ali emir karaali


Çay üretiminin daha verimli daha kaliteli yapılabilmesi için Kültür laboratuarları ve Çay Enstitüleri (Araştırma Birimleri) kurulması, Çay atıklarının değerlendirilmesi, Çay Kaçakçılığının önlenmesi ( diğer Kurumlarla Koordinasyon Faaliyetleri, Stok Beyan
17/11/2011 - 01:46

RİZE ÇAYI NASIL MARKA OLUR?

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın desteği ve katılımıyla 16-20 Kasım 2011 tarihleri arasında Rize’de yapılmakta olan ve ‘Canlı’ olarak TV’den yayımlanan ” TÜRK ÇAYININ MARKALAŞTIRILMASI ÇALIŞTAYI’nın ilk gününün açılış konuşmalarını büyük bir heyecan ve dikkatle izledim.

Söz konusu çalıştay’da konuşmacılar özetle; bölgede, çay bahçelerinden elde edilen ürünün parasal değerinin her geçen gün yetiştiricileri (müstahsili ) artık tatminden uzak kaldığını, çaydan ümit kesenlerin her geçen gün arttığını, artık bir yol ayrımına gelindiğini, kaliteli bir çay üretip Dünyaya satamamanın ezikliğini duyduklarını, çaylıkların bakımından, gübrelenmesine, budanmasından yaprağın toplanmasına ve yaprak standardına varıncaya dek, doğal ve bilimsel gerçeklerden uzak bir üretimi benimsediklerini, bu durumunda çaycılığımıza sekte vurduğunu,

Doğu Karadeniz’de çay ekim alanlarının ve Türk çaycılığının 70 yıllık tarihinde, En kaliteli çayı üretip, Dünya’ya satabilme, Dünya Çay pazarında tanınmış bir marka olma hedefine hala ulaşılamamış olmanın ülkemiz çaycılığını (bölge ekonomisini)  her geçen gün tehdit ettiğini,

Hükümetin 2023 hedefine paralel olarak Rize çayının 300 bin ton hedefine doğru yaklaşırken bunun 50 bin tonunun ihraç edilmesi halinde geriye kalan 250 bin tonunun iç pazarda zaten tüketilebileceğini,

Yaşadığımız coğrafyanın bu kuşağında çay üreten başkaca bir ülkenin olmadığını, Bölge ekolojisinin Genel Tarıma elverişli olmadığını, Diğer taraftan Çay’ın Doğu Karadeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal yaşamında çok önemli bir yere sahip olduğunu,

Doğu Karadeniz’de geçim zorluğunun yarattığı sıkıntılar yüzünden, çay üretiminden evvel, bölge insanının ekmek parası kazanmak için, Türkiye’nin muhtelif şehirlerine çalışma gayesi ile gittiğini ancak bugün Çay sayesinde Rize’ye önemli bir para girdiğini, Rize’nin “çay” ile ünlendiğini,          

Yılda yaklaşık 250 bin ton siyah çay üretilebildiğini, bunun ancak 2000-2500 tonunun Avrupa’ya ihraç edilebildiğini, ihraç edilen çayın dört katının yaklaşık 10 bin ton kadar bir çayın ithal edildiğini, yaklaşık 50 bin ton kadar yabancı çayın kaçak yollarla yurda girişinin olduğunu,

Doğu Karadeniz’de üretilen çay’ın tamamen doğal bir çay olduğunu, merdiven altlarında üretilmiş son derece kötü şartlarda ve ölçüler içerisinde imal edilen siyah çayın denetimler yoluyla kontrol altına alınabileceğini, Rize çayının Dünyanın diğer üretici ülkelerinde üretilen çaylardan bazı avantajları ile üstün olduğunu,

Diğer ülkelerin haşere ile mücadele yaptıklarını, dolayısıyla kaçak çayda zararlı kimyasalların var olduğunu, bu zararlı kimyasalların kalıtsal hastalıklara neden olduğunu, “erken doğum”, geri zekâlılık”, “eksik uzuvlu doğma” gibi hastalıkların söz konusu kaçak çayın üretim sürecinde haşere ile mücadele aşamasında kullanılan kimyasal ilaçlardan kaynaklandığını,

Bunun dışında ülkemize sokulan yabancı menşeli çayın karartılması için boyaların kullanılmakta olduğu, Oysa Rize çayının haşere mücadelesi olmaması yönünün bir artı avantaj sağladığını, sadece çayımızın bu özelliğinin öne çıkarılarak yapacağımız bir tanıtımın çok önemli olduğu ileri sürülebilir.

Gıda kodeksinin değiştirilerek testisitinin sıfır seviyesine getirilmesinin gerekliliğini, bizim çayımızın tamamını organik yapmanın mümkün olduğunu, bunun da gübrenin türünün değiştirilmesinden geçtiğini,

Rize Üniversitesi bünyesinde çayın rehabilite edilmesi için bir Araştırma Birimi Kurulmasını istediklerini, (Bizzat Rektör tarafından ifade edilmiştir.)

Çayın Kalitesinin geçen yıllar içerisinde adım adım gerilediğini, başta kaliteden taviz verilmediğini, bugün 1960 ve 70 li yıllardaki kalitenin çok altında bir değer kaybının söz konusu olduğunu, çay bahçesi sahipleri yani müstahsillerin çaydan elini eteğini çektiğini, bölgede çay bahçelerinin ya yevmiye usulü ile ya da yarıcılık sistemi ile çay yapraklarının toplatıldığını,

Yaprak standardına riayet edilmediğini, bez açılmadığını, kart çay yaprağı ve yaprak köklerinin seçiminin bile yapılmadığını, kalitenin bozulmasının sebeplerinin önemli bir unsurunun bu olduğunu,

İthal çayı marka yapan burukluk ve ağız tadının, ülkemiz çayındaki yoğunluk oranından kat be kat fazla olduğu,

Kademeli olarak Çin melezi ve Srı Lanka menşeli çay çelik ve fidelerinin yeni oluşturulacak çay bahçelerinde ekim ve dikiminin süratle yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Karamsarlık ve yeise düşmeden yada ümitsizliğe kapılmadan, derhal harekete geçmeli, önce müstahsil çaya itibar kazandıracak, müstahsil kendi ürününe kıymet verecek, Müstahsili işin içine katmadan çaya itibar kazandırmak mümkün değildir. Çayla ilgili görünen bütün Kurum ve Kuruluşların Devletin yetkilileri de dahil olmak üzere, müstahsili heyecanlandırmak görevini en iyi şekilde yerine getirmesi gerekmektedir.

Kalite, Markalaşmanın ilk adımıdır. Her Kaliteli ürün Marka demek değildir.

Dünya pazarlarına uygun nitelik ve özellikte ve talebe göre çay üretmek durumundayız. Örneğin iç pazarda demleme türü siyah çay tüketimi yaygınken, Avrupa’da poşet çay tüketimi yaygındır.

Rize çayını Dünya’da en kaliteli en perestişli çayı haline getirmek demek aynı zamanda marka üretmek demek, diğer yandan kendi kültürünüzü tanıtmak, transfer etmek anlamına gelir. Bir şekilde Türk çay içme kültürünü Dünya tanıma imkânına kavuşur.

Önce ülkemizde yabancı çayın(kaçak çayın) özellikle Doğu ve G.Doğu vilayetleri başta olmak üzere ülke sathında yıllar içerisinde geliştirdiği ve istikrara kavuşturduğu damak tadına uygun çayı üretmeli, sonra Uluslar arası pazarlarda girmek için yaptığımız mücadeleye paralel kalitede ürünler üretmeliyiz, markalaşma atılımımızı yaparken Dünyadaki örneklerden esinlenilmeli ve incelenil-mesi gerektiği hususları ileri sürülmüştür.

Çay üretiminin daha verimli daha kaliteli yapılabilmesi için Kültür laboratuarları ve Çay Enstitüleri (Araştırma Birimleri) kurulması, Çay atıklarının değerlendirilmesi, Çay Kaçakçılığının önlenmesi ( diğer Kurumlarla Koordinasyon Faaliyetleri, Stok Beyanı vb. gibi mücadele yöntem ve stratejilerinin geliştirilmesi…), Kuru çay (siyah çay) ihracatının desteklenmesi, Organik çay alanlarının genişletilmesi, Çay budama destek modelleri yerine yeni modellerin getirilmesi, laboratuar ortamında ülkemiz çayının belirlenmesi için DNA Marker’ları kurulması, AVM’lerde mağaza zincirleri kurulması, Havaalanları, Deniz Limanları ve Kara kapılarında FREE SHOP benzeri mağazalar ya daTEA SHOP türünde tanıtın ve satış reyonları açılması yönünde daha birçok önlem ve önerilerinden söz edilmiştir.

Söz konusu Çalıştay’da, Dünyadaki ve ülkemizdeki çay ekim alanları, bunun yüzdesel oranları, Başlıca çay üreten ülkeler, ihracat yapan ülkeler, Dünyada çay üretiminin gelişim trendleri vb hususlara yer verilmiş ve rakamsal miktar ve oranlardan söz edilmiştir.

Tabi bütün bu anlatımların Çalıştay metinlerinde kalmaması gerekiyor. Ben de Sayın Bakanımızın ifade ettiği gibi “Başlamak Başarmanın İlk Adımıdır” diyorum.

Ayrıca, Çay Sektörünün bütün taraflarının ve ilgililerinin üzerine düşen görevleri yapma konusunda istek ve arzularının çoğalmasını diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

n

RİZE ÇAYI NASIL MARKA OLUR?

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

n

Eğitime Hayır !

n

RİZE ÇAYI NASIL MARKA OLUR?

n

Türkiye'de Neler Oluyor!

n

RİZE'DE RÜZGAR SANTRALLERİ

n

Bir başkadır benim memLeketim!

n

YA ÖLÜRSEM

n

SEVMEYE YAKININDAN BAŞLA

n

MEKTUP

n

TOPRAK BÖLÜNMESİ VE ÇAY TARIMI

n

Öğütler...

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı  Adı  :  

Şifre :  

Yeni Üye Kaydı | Şifremi Unuttum

 

YENİ YAZILAR

  Eğitime Hayır !
  RİZE ÇAYI NASIL MARKA OLUR?
  Türkiye'de Neler Oluyor!
  RİZE'DE RÜZGAR SANTRALLERİ
  Bir başkadır benim memLeketim!
  YA ÖLÜRSEM
  SEVMEYE YAKININDAN BAŞLA
  MEKTUP
  TOPRAK BÖLÜNMESİ VE ÇAY TARIMI
  Karanlık
  Öğütler...
  Seni Duyunca
  Yaz Dizileri
  Şike Opresyonu
  Sanal Kardeşlikten Gerçeğe!

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR

  Sevmediğin meslek yapılmaz....

 

SON 10 YORUM

  Türkiyede en çok sevilen en çok içilen içecek olmasına ve onmilyonlarca insan onsuz yapamamasına rağmen Gazlı içecek Kolanın onda biri kadar bir piyas
  Bu mütevazi yazınızdan ötürü sizi kutluyorum, Mersin'de (Rize mandalinası) ismi altında bir üretim yapılıyor.ismi bizim cismi başkasının, Kivi'yı hiç
  Yüreğinize SağLık çok güzeL anLatmışSınız baSitLeşen her şey duyguLarı da beraberinde siLiyor teknoLoji iLerLedikçe duyguLar geriLiyor aLtta en arkada
  seni tanımakta çok geç kalmışım.sen toplum pisikolojisinin kendisisin,.sensiz halkı seyretmek,gözleri bağlı manzara seyretmeye benziyor.Nereden başlar
  Döktürmüşün mehmet yine süper yazmışın.
  Genç yazarımız Tolga Bey'i bu konulara kafa yorduğu için tebrik ederiz.Rizeli bir yazar olarak ben 70'li yıllardean beri bu konulara kafa yoruyorum.Bi
  sevgiliye içten ve güzel bir sesleniş olmuş yüreğinize sağlık...
  nagihan hanım yazınız çok içten geldi bana bu yazıyı okuyaan her insan kendinden bir şeyler bulacaktır her ayrılık hüzün veriyor insana ama siz çok
  geçmişde takılı kalanlar için zor olmalı..
  Sessizliğin sesini yansıtmışsın Nagihan hanım. Ellerine sağlık..
Ana Sayfa   |   İletişim   |  Kü

Ana Sayfa   |   İletişim   |  Künye

   Genc kalemler sadece internet ortamında yayın yapmaktadır.
   Tüm hakları saklıdır
© 2008
   İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilamaz.

   TASARIM & NETSEN - YAZILIM: NETWORKBİL